Psikologlar Neden Tanıdıkları Kişilere Terapi Yapamazlar?

Psikologların tanıdıkları kişilere terapi vermemesinin etik sınırlar, tarafsızlık ve profesyonel ilişki açısından neden önemli olduğunu ele alan bilgilendirici blog görseli

Psikologlar Neden Tanıdıkları Kişilere Terapi Yapamazlar?

Çevrenizde psikolog olan bir arkadaşınız, akrabanız ya da tanıdığınız varsa, “Bana neden terapi yapmasın ki?” diye düşünmüş olabilirsiniz. Hatta sizi uzun zamandır tanıyan bir psikoloğun, yaşadıklarınızı ve kişiliğinizi zaten bildiği için sizi daha kolay anlayacağını düşünebilirsiniz. Özellikle güvendiğiniz biriyse, başka bir psikolog aramak yerine tanıdığınız kişiyle terapi yapmak daha rahat gelebilir.

Fakat terapi söz konusu olduğunda, bir psikoloğu önceden tanıyor olmak her zaman avantaj değildir. Çünkü terapi yalnızca iki kişinin oturup konuştuğu bir süreç değildir. Terapist ile danışan arasında belirli profesyonel sınırların bulunduğu, gizlilik ve etik ilkeler çerçevesinde ilerleyen özel bir ilişki vardır. Daha önceden kurulmuş bir arkadaşlık, akrabalık veya sosyal ilişki bu sınırların sağlıklı şekilde korunmasını zorlaştırabilir.

Bu nedenle tanıdık birine terapi yapmak hem danışan hem de terapist açısından çeşitli güçlükler yaratabilir. “Beni zaten tanıyor, neden tekrar anlatayım?” diye düşünseniz de terapi sürecinde önemli olan yalnızca terapistin sizi tanıması değildir. Kendinizi özgürce ifade edebilmeniz, bazı şeyleri ilk kez anlatabilmeniz ve karşınızdaki kişinin sizi mevcut ilişkinizden bağımsız olarak değerlendirebilmesi de oldukça önemlidir.

Peki bir psikolog neden yakın arkadaşına terapi yapmaz? Neden sizi tanıyan bir psikolog başka bir uzmana gitmenizi önerebilir? Bunun cevabı aslında “yardım etmek istememesi” değil; terapinin sağlıklı ve profesyonel bir çerçevede yürütülmesinin sizin yararınıza olmasıdır.

Okuma Önerileri:

Psikolog Tanıdığı Birine Terapi Yapabilir mi?

Bir psikoloğun tanıdığı bir kişiye terapi yapması ilk bakışta oldukça doğal görünebilir. Hatta “Beni zaten tanıyor, yaşadıklarımı biliyor ve ona güveniyorum” diye düşünmek son derece anlaşılırdır. Ancak terapi sürecinde önceden kurulmuş bir ilişkinin bulunması, düşündüğünüzden daha fazla zorluk yaratabilir.

Terapi sırasında hayatınızla ilgili daha önce kimseyle paylaşmadığınız konulardan bahsedebilirsiniz. Kendinizle ilgili bazı düşünceleri, ilişkilerinizde yaşadığınız problemleri, korkularınızı, pişmanlıklarınızı veya sizi zorlayan davranışlarınızı açıkça anlatmanız gerekebilir. Karşınızdaki kişi aynı zamanda arkadaşınız veya tanıdığınız olduğunda ise “Bunu söylersem benim hakkımda ne düşünür?” kaygısı ortaya çıkabilir.

Örneğin yıllardır arkadaş olduğunuz bir psikoloğa terapiye gittiğinizi düşünelim. Seans sırasında arkadaşınızla ilgili sizi rahatsız eden bir konuyu konuşmanız gerekebilir. Ya da ortak arkadaşlarınız, aileniz veya sosyal çevreniz hakkında daha önce hiç paylaşmadığınız bir bilgiyi anlatmak isteyebilirsiniz. Böyle bir durumda terapistinizin aynı zamanda hayatınızın bir parçası olması, kendinizi ne kadar özgür ifade edebildiğinizi etkileyebilir.

Bir başka konu da terapistin sizi önceden tanıyor olmasıdır. Sizinle ilgili bazı bilgileri zaten biliyor olabilir, geçmişte yaşadığınız olaylara tanıklık etmiş olabilir veya sizin hakkınızda belirli düşüncelere sahip olabilir. Oysa terapi sürecinde kişinin kendi deneyimini kendi bakış açısından anlatabilmesi ve terapistin de bunu profesyonel bir çerçevede değerlendirebilmesi önemlidir.

Bu nedenle bir psikoloğun tanıdığı bir kişiye terapi yapmaktan kaçınması, o kişiye yardım etmek istemediği anlamına gelmez. Aksine, danışanın kendisini daha rahat ifade edebileceği ve terapi ilişkisinin daha sağlıklı kurulabileceği başka bir uzmana yönlendirilmesi çoğu zaman daha uygun bir seçenek olabilir.

Tanıdık Biriyle Terapi Yapmanın Zorlukları

Tanıdığınız bir psikologla terapi yapmanın en önemli zorluklarından biri, ilişki sınırlarının birbirine karışabilmesidir. Günlük hayatımızdaki ilişkiler ile terapi ilişkisi aynı şekilde ilerlemez. Bir arkadaşınızla konuşurken ondan fikir alabilir, kendi yaşadığı deneyimleri anlatmasını bekleyebilir veya karşılıklı olarak birbirinize destek olabilirsiniz. Terapi ise farklı bir ilişki biçimidir.

Terapi sırasında bütün dikkat sizin yaşadıklarınıza, duygularınıza, düşüncelerinize ve ihtiyaçlarınıza yönelir. Terapistiniz sizi dinler, anlamaya çalışır ve terapi hedefleriniz doğrultusunda sizinle çalışır. Ancak terapistiniz aynı zamanda arkadaşınızsa, bu roller zaman zaman birbirine karışabilir.

Örneğin terapi sırasında arkadaşınız olan terapistinize karşı öfkelenebilirsiniz. Söylediği bir şeyden rahatsız olabilir veya onunla aynı fikirde olmayabilirsiniz. Profesyonel bir terapi ilişkisinde bu duygular terapi içerisinde rahatlıkla ele alınabilir. Fakat terapistiniz aynı zamanda yakın arkadaşınız olduğunda, bu durumun arkadaşlığınızı da etkileyebileceğini düşünmeniz mümkündür.

Benzer bir durum terapist açısından da söz konusu olabilir. Sizi yıllardır tanıyan bir kişinin, terapi sırasında anlattıklarını yalnızca seans içerisinde değil, geçmişteki ilişkiniz üzerinden de değerlendirme ihtimali vardır. Bu durum her zaman bilinçli olarak gerçekleşmez. Ancak terapi sürecinde mümkün olduğunca profesyonel bir çerçeveyi korumak önemlidir.

Bir diğer önemli konu ise gizliliktir. Terapi sürecinde paylaşılan kişisel bilgiler ve görüşmelerin içeriği açısından gizlilik esastır. Danışanın kendisini rahatça ifade edebilmesi için söylediklerinin mahremiyetinin korunacağını bilmesi gerekir. Ancak terapistiniz aynı zamanda sosyal çevrenizin bir parçasıysa, “Acaba söylediklerim başka bir ortamda aklına gelir mi?” veya “Ortak tanıdıklarımız bunu öğrenir mi?” gibi kaygılar yaşayabilirsiniz.

Bu kaygıların ortaya çıkması bile terapi sürecinde kendinizi sansürlemenize neden olabilir. Bazı şeyleri anlatmamayı, bazı ayrıntıları değiştirmeyi veya belirli konulara hiç girmemeyi tercih edebilirsiniz. Bu da terapide üzerinde çalışılması gereken konuların eksik kalmasına yol açabilir.

Tanıdığınız biriyle terapi yapmanın zorlaşabileceği durumları kısaca şöyle düşünebiliriz:

  • Kendinizi bazı konularda daha fazla sansürleyebilirsiniz.
  • “Benim hakkımda ne düşünecek?” kaygısı yaşayabilirsiniz.
  • Arkadaşlık veya akrabalık ilişkiniz terapi sürecine taşınabilir.
  • Terapistin sizi önceden tanıması, değerlendirmesini etkileyebilir.
  • Terapi sırasında ortaya çıkan öfke veya kırgınlıklar mevcut ilişkinizi etkileyebilir.
  • Ortak sosyal çevre nedeniyle gizlilik konusunda kaygı yaşayabilirsiniz.

Bütün bunlar, tanıdığınız bir psikologun kötü bir terapist olduğu anlamına gelmez. Buradaki mesele kişinin mesleki yeterliliğinden çok, terapi ilişkisinin hangi koşullarda daha sağlıklı kurulabileceğidir.

Psikolog Yakın Arkadaşına Terapi Yapabilir mi?

“Yakın arkadaşım psikolog, neden bana terapi yapmıyor?” sorusunun cevabı da büyük ölçüde burada yatıyor. Yakın arkadaşınızla zaten bir güven ilişkiniz olabilir. Onun yanında kendinizi rahat hissediyor ve hayatınızdaki birçok şeyi onunla paylaşabiliyor olabilirsiniz. Bu nedenle terapi için de en doğru kişinin o olduğunu düşünebilirsiniz.

Ancak arkadaşlık ile terapi arasında önemli bir fark vardır. Arkadaşınız sizi kendi hayatındaki yeri üzerinden tanır. Sizi yıllardır gözlemlemiş, bazı olaylara birlikte tanıklık etmiş ve sizinle ortak anılar biriktirmiş olabilir. Bir arkadaş psikolog olduğunda ise bu mevcut ilişkinin üzerine bir de terapist-danışan ilişkisi eklenmiş olur.

Terapi sırasında kendinizle ilgili daha önce hiç konuşmadığınız konuları paylaşmanız gerekebilir. Örneğin ilişkilerinizde yaptığınız bir davranıştan, ailenizle ilgili bir problemden veya arkadaşınızın daha önce bilmediği bir deneyiminizden söz etmek isteyebilirsiniz. Fakat karşınızdaki kişinin hem terapistiniz hem de arkadaşınız olduğunu bilmek, kendinizi ne kadar özgür ifade edebildiğinizi etkileyebilir.

Bir de terapi sırasında terapistinizin size her zaman duymak istediğiniz şeyleri söylemeyeceğini unutmamak gerekir. Terapi, yalnızca rahatlatılmak veya onaylanmak için gidilen bir yer değildir. Bazen kendinize dair fark etmekte zorlandığınız bir noktayı görmeniz, bazı davranışlarınızı sorgulamanız veya sizi rahatsız eden duygularla çalışmanız gerekebilir.

Bunları yakın arkadaşınızdan duymak, profesyonel bir terapistten duymaktan farklı hissettirebilir. Çünkü arkadaşınızın söylediği bir cümleyi terapötik bir değerlendirme olarak değil, arkadaşınızın kişisel düşüncesi olarak algılayabilirsiniz. Aynı şekilde terapistiniz de arkadaşlığınızın zarar görmemesi için bazı konularda daha temkinli davranabilir.

Bu nedenle yakın arkadaşınız olan bir psikoloğun size başka bir terapist önermesi kişisel bir reddedilme değildir. “Sana yardım etmek istemiyorum” demek yerine, “Senin için daha sağlıklı bir terapi ilişkisi kurulabilecek bir uzmanla çalışmanın daha doğru olacağını düşünüyorum” demektir.

 Tanıdık Biri Destek İstediğinde Ne Yapılabilir?

Bir psikoloğun tanıdığı biri terapi talep ettiğinde “Ben sana terapi yapamam” deyip konuşmayı tamamen sonlandırması gerekmez. Burada önemli olan, kişiye destek olurken profesyonel sınırları korumaktır.

Örneğin kişi yaşadığı bir sorun nedeniyle sizinle konuşmak istediğinde onu dinleyebilir ve yaşadığı güçlüğü küçümsemeden yanında olduğunuzu hissettirebilirsiniz. Ancak bu konuşmayı terapi seansına dönüştürmemek önemlidir. Özellikle kişinin sizden düzenli olarak psikolojik değerlendirme, tanı veya tedavi önerisi beklemeye başladığı noktada sınır koymak gerekir.

İhtiyaç duyduğu desteğin niteliğine göre uygun bir uzmana yönlendirmek çoğu zaman daha sağlıklı bir seçenektir. Kişinin yaşadığı probleme ve beklentisine uygun çalışan bir psikolog veya psikiyatrist bulmasına yardımcı olabilirsiniz.

Bazen tanıdığınız kişi “Ama seni zaten tanıyorum, sana güveniyorum” diyebilir. Bu durumda güvenin önemli olduğunu kabul ederek, tam da bu nedenle profesyonel sınırları korumanın daha doğru olduğunu anlatabilirsiniz. Çünkü terapi sürecinde önemli olan yalnızca terapiste güvenmek değil, terapist ile danışan arasındaki ilişkinin uygun bir profesyonel çerçevede kurulabilmesidir.

Ayrıca tanıdığınız kişiyle terapi yapmamanız, onun yaşadığı zorluğu önemsemediğiniz anlamına gelmez. Aksine, uygun bir uzmana yönlendirmek kişinin ihtiyacını ciddiye aldığınızı gösterir.

Bir psikolog olarak tanıdığınız biri sizden yardım istediğinde şu yaklaşım kullanılabilir:

“Seni dinlemek ve yanında olmak benim için önemli. Ancak aramızdaki ilişki nedeniyle sana terapi vermem doğru olmaz. Terapi sürecinde hem senin kendini rahatça ifade edebilmen hem de profesyonel sınırların korunması önemli. İstersen sana uygun bir uzman bulman konusunda yardımcı olabilirim.”

Bu yaklaşım hem insani hem de mesleki sınırları koruyan bir iletişim biçimidir. Sizi daha önce tanımayan bir terapistle başladığınızda, terapi odasına hayatınızda var olan rollerden bağımsız şekilde girebilirsiniz. Terapistiniz sizi zaman içerisinde sizin anlattıklarınız üzerinden tanır. Siz de geçmişteki ilişkinizin nasıl devam edeceğini düşünmeden, ihtiyaç duyduğunuz konular hakkında daha özgür konuşabilirsiniz.

Bu durum terapiye ilk başladığınızda biraz daha yabancı hissettirebilir. “Beni hiç tanımıyor, acaba beni anlayabilecek mi?” diye düşünebilirsiniz. Ancak terapinin önemli bir kısmı zaten birbirinizi tanıma sürecidir. Güven ilişkisi de zaman içerisinde, seanslarda kurulan iletişim ve terapötik ilişki üzerinden gelişir.

Terapi İlişkisinde Güven ve Sınırlar Neden Önemlidir?

Terapiye başladığınızda kendinizi rahatça ifade edebilmek istersiniz. Bazen yıllardır kimseye anlatmadığınız bir konuyu paylaşabilir, kendinizle ilgili daha önce fark etmediğiniz bir düşünceyi dile getirebilir veya konuşurken zorlandığınız duygularla karşılaşabilirsiniz. Bütün bunların gerçekleşebilmesi için terapistinizle aranızda güvene dayalı bir ilişki kurulması önemlidir.

Ancak güven, sınırların olmadığı anlamına gelmez. Tam tersine, terapötik ilişkinin güvenli olmasını sağlayan unsurlardan biri de sınırların net olmasıdır. Terapistinizin sizin arkadaşınız, aile üyeniz veya sosyal çevrenizden biri olmaması, bu profesyonel sınırların daha kolay korunmasına yardımcı olabilir.

Gizlilik de bu güvenin önemli parçalarından biridir. Terapi sürecinde paylaştığınız kişisel bilgilerin mahremiyeti korunur ve gizlilik esastır. Bununla birlikte gizliliğin yasal ve etik açıdan bazı istisnaları bulunabilir. Bu nedenle terapiye başladığınızda gizlilik konusunda merak ettiğiniz noktaları terapistinizle açıkça konuşabilirsiniz.

Aslında terapiyi arkadaş sohbetinden ayıran önemli özelliklerden biri de budur. Arkadaşınız sizi sevdiği ve önemsediği için size kendi deneyimlerinden yola çıkarak tavsiyelerde bulunabilir. Terapist ise sizin ihtiyaçlarınıza ve terapi hedeflerinize odaklanarak profesyonel bir çerçevede çalışır.

Bu nedenle sizi tanıyan bir psikoloğun terapi talebinize “Başka bir uzmana gitmen daha doğru olur” şeklinde cevap vermesi, sizi reddettiği anlamına gelmez. Çoğu zaman bu, terapi ilişkisinin sağlıklı sınırlarını ve sizin yararınızı korumaya yönelik bir yaklaşımdır.

Sıkça Sorulan Sorular (SSS) 

Psikolog ailesine terapi yapabilir mi?
Genellikle önerilmez. Aile ilişkisi, terapi sırasında gerekli olan profesyonel sınırların korunmasını zorlaştırabilir. Bu nedenle aile bireyleri için başka bir uzmandan destek alınması daha uygun olabilir.
Psikolog hangi durumlarda gizliliği bozar?
Gizlilik terapinin temel ilkelerinden biridir. Ancak kişinin kendisine veya başka bir kişiye yönelik ciddi ve yakın bir zarar riski gibi bazı durumlarda yasal ve etik yükümlülükler doğrultusunda gizliliğin sınırları değişebilir.
Psikologların etik kuralları nelerdir?
Psikologların danışanın yararını gözetmesi, mahremiyete ve gizliliğe saygı göstermesi, mesleki sınırları koruması, yetkin olduğu alanlarda çalışması ve danışana zarar verebilecek uygulamalardan kaçınması temel etik ilkeler arasındadır.
Psikologların sorumlulukları nelerdir?
Psikologların temel sorumlulukları arasında danışanın haklarına ve mahremiyetine saygı göstermek, mesleki yeterliliğini korumak, uygun profesyonel sınırlar içerisinde çalışmak ve danışanın ihtiyaçlarını gözetmek bulunur. Gerektiğinde danışanı başka bir uzmana yönlendirmek de bu sorumlulukların bir parçası olabilir.

Bu gönderiyi paylaş


Whatsapp
Hemen Arayın