Kinda Chic Nedir? Kusursuz Olmamanın Yeni Trendi
Son zamanlarda sosyal medya kullanıyorsanız, karşınıza aynı ifadeyle başlayan paylaşımlar çıkmış olabilir: “Kinda chic to…” Aynı kıyafeti tekrar giymek, tek başına yemek yemek, hafta sonu evde kalmak, yeniden başlamak, kendine zaman ayırmak ya da mükemmel görünmemek… Bir anda daha önce “paylaşmaya değer” görülmeyen pek çok şey Kinda Chic olmaya başladı.
Peki bu ifade tam olarak ne anlama geliyor? “Kinda”, İngilizcede “kind of” ifadesinin daha gündelik ve kısa hali; “chic” ise şık, zarif veya stil sahibi anlamına geliyor. Ancak sosyal medyada kullanıldığında kelimelerin sözlük anlamından biraz daha fazlasını anlatıyor. Çünkü burada amaç gerçekten bir şeyin şık olup olmadığını söylemekten çok, normalde kusur, sıradanlık veya yetersizlik olarak gördüğümüz şeylere başka bir gözle bakmak.
Bu açıdan bakıldığında Kinda Chic, yalnızca eğlenceli bir sosyal medya trendi değil. Aynı zamanda uzun zamandır hayatımızın bir parçası olan “daha güzel görünmeliyim, daha başarılı olmalıyım, daha ilginç yaşamalıyım, daha iyi görünmeliyim” baskısına küçük bir cevap gibi de okunabilir. Fakat burada ilginç bir çelişki var: Kusursuz olmamayı bile yeni bir trend haline getirirsek, gerçekten kusursuz olmaktan vazgeçmiş oluyor muyuz?
Okuma Önerisi: Kişilik Testleri Kendinizi Tanımaya Yardımcı Olabilir mi?
Kinda Chic Ne Demek?
“Kinda chic” kelime anlamıyla “biraz şık” veya “bir nevi şık” gibi düşünülebilir. Fakat sosyal medyada kullanım biçimi bundan biraz daha farklıdır. Çünkü ifade, geleneksel olarak “şık”, “havalı” veya “arzu edilir” kabul edilmeyen şeyleri yeniden tanımlamak için kullanılıyor.
Örneğin aynı kıyafeti tekrar giymek, tek başına restorana gitmek veya cuma gecesi dışarı çıkmak yerine evde kalmak eskiden sosyal medyada paylaşılması gereken “özel” anlar arasında görülmeyebilirdi. Şimdi ise bunların üzerine “Kinda Chic” yazılarak bambaşka bir anlam kazandırılıyor. Yani aslında “Bunun mükemmel veya gösterişli olması gerekmiyor; ben bunu olduğu haliyle seviyorum” deniyor.
Trendin kullanım alanı zaman içerisinde genişleyerek günlük hayatın sıradan anlarından kişisel tercihlere, sınır koymaktan toplumun beklentilerine uymamaya kadar birçok alana yayıldı. Bu nedenle Kinda Chic demek, bugün yalnızca “şık görünmek” anlamına gelmiyor.
Bir bakıma şöyle bir mesaj taşıyor:
- Herkesin beğenmesi gerekmiyor.
- Mükemmel görünmek zorunda değil.
- Bunun paylaşılmaya değer olması için olağanüstü olması gerekmiyor.
- Başkalarının beklentilerine göre yaşamak zorunda değilim.
Belki de trendin bu kadar hızlı karşılık bulmasının nedenlerinden biri tam olarak bu. Çünkü sosyal medyada uzun zamandır bize gösterilen hayatların önemli bir bölümü seçilmiş, düzenlenmiş ve en iyi anlardan oluşturulmuş görüntülerden oluşuyor. Kinda Chic ise en azından söylem düzeyinde, bu mükemmellik beklentisinin biraz dışına çıkmaya izin veriyor.
Kusursuz Olmaya Çalışmak Neden Bu Kadar Yorucu?
Kusursuz olmak istemek ilk bakışta olumlu bir özellik gibi düşünülebilir. Daha iyisini yapmak, kendimizi geliştirmek veya hedeflerimize ulaşmak istememizde yanlış bir şey yok. Ancak “daha iyi olmak istiyorum” ile “yeterince iyi değilim” düşüncesi arasında önemli bir fark vardır.
Kişi sürekli olarak kendisini başkalarıyla karşılaştırmaya başladığında, sahip olduklarından çok eksik gördüğü şeylere odaklanabilir. Daha güzel görünmek, daha başarılı olmak, daha fit olmak, daha sosyal olmak, daha çok seyahat etmek, daha iyi bir ilişkiye sahip olmak veya daha düzenli bir hayat yaşamak gerektiğini düşünebilir. Bir süre sonra hayat, gerçekten istediğimiz şeylerden çok nasıl görünmemiz gerektiği üzerinden değerlendirilmeye başlayabilir.
Sosyal medya bu karşılaştırmayı daha da görünür hale getirebilir. Çünkü karşımızdaki insanların hayatlarının tamamını değil, çoğunlukla seçilmiş anlarını görürüz. Birinin tatil fotoğrafını, kusursuz görünen evini, başarılı olduğu anı veya özenle hazırlanmış görüntüsünü görürken o kişinin sıradan günlerini, başarısızlıklarını veya zorlandığı zamanları aynı ölçüde görmeyebiliriz.
Bu nedenle kişi zaman içerisinde kendi hayatını, başkalarının sosyal medyada gösterdiği hayatlarla karşılaştırmaya başlayabilir. “Benim hayatım neden böyle değil?” veya “Ben neden onlar kadar güzel görünmüyorum?” gibi düşünceler ortaya çıkabilir. Bu düşünceler sürekli hale geldiğinde ise kişinin kendisine yönelik değerlendirmeleri de daha eleştirel bir hale gelebilir.
Tam da burada Kinda Chic farklı bir kapı açıyor. Çünkü trendin bazı örneklerinde mesaj, “Beni de beğenin” demekten çok “Bunun mükemmel görünmesine ihtiyacım yok” noktasına yaklaşıyor.
Sıradan Olanı Sahiplenmenin Yeni Hali
Belki de Kinda Chic trendinin en ilginç taraflarından biri, sıradan olanı yeniden değerli hale getirmesi.
Her gün aynı kıyafeti giymek…
Tek başına kahve içmek…
Cumartesi gecesi dışarı çıkmak yerine evde film izlemek…
Telefonu birkaç saatliğine kapatmak…
Kendi halinde bir gün geçirmek…
Yeniden başlamak…
Bunların hiçbiri aslında yeni davranışlar değil. Yeni olan, bunlara yüklediğimiz anlam.
Sosyal medyada hayatın değerli anları çoğu zaman “özel” anlarla eşleştirilebiliyor. Güzel bir restoranda yemek yemek, uzak bir ülkeye seyahat etmek, yeni bir şey satın almak, önemli bir başarı elde etmek veya kusursuz görünen bir fotoğraf paylaşmak daha görünür hale geliyor.
Oysa hayatın büyük bölümü bunlardan oluşmuyor. Hayatın büyük bölümü markete gitmek, aynı kıyafeti birkaç kez giymek, evde yemek yapmak, bazen hiçbir plan yapmamak, bir gün çok üretken olup ertesi gün hiçbir şey yapmak istememek gibi sıradan anlardan oluşuyor.
Kinda Chic’in güçlü tarafı biraz da burada. Sıradan olanı değersiz olmaktan çıkarıyor. Belki de bazen gerçekten ihtiyacımız olan şey, hayatımızı daha etkileyici hale getirmek değil; zaten yaşadığımız hayatın yeterince değerli olduğunu fark etmek.
Sosyal Medyada Kusursuzluk Algısı Değişiyor
Sosyal medyada yıllardır gördüğümüz estetik anlayışın önemli bir bölümü “kusursuzluk” üzerine kuruluydu. Kusursuz cilt, kusursuz vücut, kusursuz ev, kusursuz ilişki, kusursuz tatil, kusursuz kariyer…
Elbette sosyal medyada herkes yalnızca mükemmel görünmek istemiyor. Ancak sürekli olarak seçilmiş ve düzenlenmiş içeriklere maruz kalmak, kişinin kendi hayatını değerlendirirken kullandığı ölçütleri etkileyebiliyor.
Bu nedenle son dönemde doğallık, beden çeşitliliği, sıradanlık ve kusurların kabulü gibi temaların daha görünür hale gelmesi dikkat çekiyor. Kinda Chic de bu değişimin popüler kültürdeki örneklerinden biri olarak görülebilir. Ancak burada önemli bir ayrıntı var. Kusurları kabul etmek de yeni bir performansa dönüşebilir. Örneğin “Ben artık hiçbir şeyi umursamıyorum” mesajını bile belirli bir estetikle, doğru fotoğrafla ve doğru cümleyle paylaşmaya başladığımızda, aslında yine başkalarının bakışını hesaba katıyor olabiliriz. Yani “kusursuz görünmüyorum” derken bile nasıl göründüğümüzü kontrol ediyor olabiliriz.
Bu nedenle sosyal medyada kusurları paylaşmak otomatik olarak daha özgür olduğumuz anlamına gelmez. Asıl mesele, bunu paylaşmak zorunda hissetmemektir.
Kinda Chic Gerçekten Özgürleştirici mi?
Bence bu sorunun tek bir cevabı yok. Bir tarafıyla evet. Çünkü Kinda Chic bize hayatımızdaki bazı şeyleri yeniden değerlendirme fırsatı verebilir. Daha önce utanılan veya saklanan bir özelliği kabul etmek, başkalarının beklentilerine uymayan bir seçim yapmak, yalnız kalmaktan korkmamak veya sürekli kendimizi kanıtlamaya çalışmamak özgürleştirici olabilir.
Örneğin tek başına yemek yemek sizin için gerçekten keyifliyse, bunu sırf “İnsanlar yalnız olduğumu düşünür” diye yapmamak zorunda değilsiniz. Aynı şekilde aynı kıyafeti tekrar giymek, yaşınızın getirdiği değişimleri kabul etmek veya herkesin peşinden koştuğu bir hayatı istememek de başlı başına bir problem değildir. Ancak burada Kinda Chic’in başka bir tarafını da gözden kaçırmamak gerekiyor.
Kusursuz görünmekten vazgeçtiğimizi düşünürken bile, nasıl göründüğümüzü kontrol etmeye devam edebiliriz. Bu nedenle Kinda Chic’i yalnızca “kusurlarımızı göstermek” şeklinde değerlendirmek yerine, bize şu soruyu sordurması açısından önemli bulabiliriz:
“Ben bunu gerçekten istediğim için mi yapıyorum, yoksa başkalarının gözünde nasıl görüneceği için mi?”
Belki de trendin bize hatırlatabileceği en değerli şeylerden biri bu. Başkalarının beklentilerinden uzaklaşmak, sıradan olanı sahiplenmek ve kendimizi daha az yargılamak güzel bir başlangıç olabilir. Ancak bunu yeni bir sosyal medya kuralına dönüştürmemek de önemlidir.
Kinda Chic Bize Aslında Ne Söylüyor?
“Kinda Chic” trendini yalnızca geçici bir sosyal medya akımı olarak görmek mümkün. Sonuçta internet üzerinde bugün çok popüler olan bir ifade, birkaç ay sonra tamamen unutulabilir. Ancak trendlerin kısa ömürlü olması, ortaya çıkardıkları toplumsal ve psikolojik meselelerin önemsiz olduğu anlamına gelmez. Bu trendin altında yatan soru aslında oldukça tanıdık:
“Olduğum halimle yeterli miyim?”
Belki yıllardır bu sorunun cevabını dışarıda arıyoruz. Daha güzel görünürsem, daha başarılı olursam, daha çok kişi beni beğenirse, daha iyi bir hayat yaşarsam yeterli olacağımızı düşünüyoruz.
Oysa insanın değeri, sosyal medyada ne kadar estetik göründüğüyle veya hayatının ne kadar “etkileyici” göründüğüyle ölçülemez. Her gününüz özel olmak zorunda değil. Her fotoğrafınız kusursuz olmak zorunda değil. Herkes sizi beğenmek zorunda değil.
Ve hayatınızın değerli olması için başkalarına gösterilebilecek kadar güzel görünmesi gerekmiyor. Bazen aynı kıyafeti tekrar giymek de güzel. Bazen evde kalmak. Bazen yalnız kalmak. Bazen yeniden başlamak. Bazen fikrini değiştirmek. Bazen de sadece kendin olmak.
Belki de Kinda Chic’in bize hatırlatabileceği en güzel şey, kusursuz görünmeye çalışmayı biraz bırakıp kendimizi olduğumuz haliyle yaşamaya izin vermektir. Çünkü belki de mesele artık neyin “chic” olduğu değil. Hayatımızı nasıl göründüğü üzerinden değerlendirmeyi biraz bırakabilmek.